Çakkıdı!

u sabah da yine her sabah olduğu üzere okula geç kalmaktaydım. Durumun farkında olmama rağmen acele işe karışmamak adına sakin sakin hazırlandım, ve evden çıktım. Çift katlı otobüsüme bindim, üst kata çıktım ve güneşin yönü, öndeki koltuk ile arasındaki yatay uzaklık, cam açıldığında cereyanda kalma olasılığım ve benzer bir takım etkenleri de hesaba katarak gözüme kestirdiğim ilk koltuğa yerleştim. Zaman zaman bir gün içerisinde otobüste uyuyarak geçirdiğim toplam süre, evde uyuduğum toplam süreyi geride bıraktığı için otobüs uykusu şu sıralar benim için büyük önem taşıyor. Ama insanlar sonunda bunun da farkına varmış olacaklar ki; bu sabah beni uyutmamak adına ellerinden geleni yaptılar.

Her şey otobüse binen o genç bayan ile başladı, ki elebaşları da sanırım o idi. Daha merdivenlerden çıkarken telefonu "Çakkıdı, çakkıdı!" şeklinde çalmaktaydı. Çağrıya yanıt vermesiyle işler daha da kötüleşti, zira kadının sesi telefonun sesini bastıracak nitelikteydi. Ardından tekrar uykuya daldım, ama bu huzurlu dakikalar pek uzun sürmedi. Arka koltukta oturan adamın telefonu yine "Çakkıdı, çakkıdı!" şeklinde çalıyordu, ve adam telefonu cebinden çıkartana kadar adeta kulaklarımın pası silindi. Belki de bu tamamen benim ürettiğim bir komplo teorisiydi; ama adamın telefonu da aynı melodi ile çalıyor ve tam arkamda oturmuş bir toplu taşıma aracında bulunduğunu unutmuş olacak ki kulağımın dibinde bas bas bağırıyordu. Fakat sonunda o da sustu, ben de tekrar uyudum.

Yaklaşık on dakika sonra otobüsteki bir başka yolcunun telefonu da çakkıdı, ve işte o anda bunun bir teoriden fazlası olduğundan emin oldum. Biraz düşündüm ve onlara istediklerini vermemeye karar verdim. Beynimin göz kapaklarıma gönderdiği tüm sinyallere direndim, ve üşenmeden bir de yolculuk boyunca çalan telefonları saydım. Eğer uyuduğum aralar içerisinde kaçırdığım, ya da duymadığım olmadıysa ilk üçü da dahil olmak üzere tam 28 (sayıyla yirmi sekiz) çağrı kaydettim, ve bu çağrıların 11'i çakkıdı (Erengy İstatistik Enstitüsü, 2006). Ve sonunda otobüs Mecidiyeköy'e vardı, çantamı kaptığım gibi otobüsten indim ve metro istasyonuna doğru gözden kayboldum.

O değil de, çakkıdı güzel parçaymış yahu.

1 yorum var:

Olcay dedi ki...

- muharrem geldinni? (n şeddeli okunacak) he.. he.. he geliyom. he. he tamam had.. had.. hadi. (görüşürüz demek istiyor olabilir)

murphy kanunları no 1: bir minibüse bindiyseniz ve cep telefonuyla böyle kazmasal bir ilişkisi olan varsa, bu organizma ya arkanıza oturur, ya da yanınıza. bu böyledir efendim.

otobüse filan bindiğim zamanlarda hep benim de başıma geliyordu, sonra dedim ki bu murphy kanunlarında bir güç var.

o değil de, çakkıdı çakkıdı deyince kenan doğulu'dan önce aklıma sakız çiğneyerek kendini pazarlamayı (sanırım) yaşama amacı bellemiş "makyajsız çıkmam abi"ciler (kısaca; tikiler) geliyor. Iy bak aklıma gelince bile şey oldum.

'nuff said.